Hastalara Yönelik Bilgilendirme / ŞİŞMANLIK (OBEZİTE)

Şismanlık Nedir ?

Şişmanlık tıp dilinde “obezite” olarak adlandırılmaktadır.  Dünya Sağlık Örgütü (WHO) şişmanlığı “sağlığı bozacak ölçüde yağ dokularında anormal veya aşırı miktarda yağ birikmesi” olarak tanımlamaktadır.
Şişmanlığın ortaya çıkması için enerji alımının enerji harcanmasından fazla olması gerekir. Eğer bu denge halinde olursa kiloda belirgin bir değişiklik olmaz.

Şişmanlık Yapan Nedenler. 
Hem genetik hem de çevresel faktörler şişmanlığa neden olmaktadır. Şişmanlığın ailesel olduğu yıllardır bilinen bir gerçektir. Genetikten bağımsız olarak enerji alımının artması ve hareket azlığı şişmanlığın gelişimini artırır. Çevresel faktörlerin şişmanlık gelişmesindeki olumsuz etkisi çok daha fazladır.  

Şişmanlık yapan nedenleri şu şekilde sıralayabiliriz.
a. Aşırı ve yanlış beslenme alışkanlıkları
b. Yetersiz fiziksel aktivite
c. Yaş
d. Cinsiyet
e. Eğitim düzeyi
f. Sosyal ve kültürel etmenler
g. Gelir durumu
h. Hormonal (tiroid bezinin tembel çalışması) ve metabolik (vücudun fazla kortison ürermesine bağlı ortaya çıkan Cushing hastalığı) nedenler
i. Genetik (anne veya babada ya da her ikisinde şişmanlık bulunması) sebepler,
j. Psikolojik problemler
k. Sigara- alkol kullanma durumu
l. Alınan bazı ilaçlar ve hormonlar: Örneğin kortizon ilacının kullanımı veya psikiyatride depresyon hastalığının tedavisi için kullanılan bazı anti-depressan ilaçlar 
m. Doğum sayısının fazlalığı ve doğumlar arası sürenin kısa olması.

Bazı araştırmacılar şişmanlık yapan nedenleri düzeltilebilir ve düzeltilemeyen olmak üzere iki grupta toplamaktadır.

Şişmanlıkta Düzeltilebilen Risk Faktörleri Hangileridir?
1. Düzenli egzersiz
2. Hatalı beslenme alışkanlıklarının bırakılması
3. Doğum sayısı
4. Sigaranın bırakılması,
5. Alkol tüketiminin kısıtlanması,

 

 

 Şişmanlıkta Düzeltilemeyen Risk Faktörleri Hangileridir?
1. Yaş
2. Cinsiyet
3. Anne veya babada ya da her ikisinin şişman olması
4. Kadınlara gebelik döneminde şeker hastalığının (gestasyonel diyabet) bulunması
5. Düşük doğum ağırlığında doğmuş olmak,
6. Sosyoekonomik ve Psikolojik faktörler.

Yaşamın Bazı Dönemlerinde Kilo Alımı Fazladır. Örneğin gebelik öncesi ve sonrası dönemlerde adölesan yaşlarında, menopozdan sonraki yıllarda genellikle kilo artışı görülmektedir.

Şişmanlık Hormonal Nedene Bağlı Olabilir mi?
1. Cushing sendromu denilen böbrek üstü bezinin aşırı kortisol üretmesine bağlı gelişen hastalık,
2. Hipotiroidi (Tiroid bezi az veya yetersiz çalışması)
3.  Polikistik over sendromu  (Kadınlarda adet düzensizliği, tüylenmede artma, kısırlık, yumurta¬lıkta kist olması ve erkeklik hormonu olan testosteron hormonunun artması ile karakterizedir)
4. Erişkinlere büyüme hormonu yetersizliği de şişmanlığa neden olabilmektedir.

Şişmanlıkta Görülen Hormonsal Değişiklikler Nelerdir?
1) Şişmanlıkta kortizol üretimi artar fakat dolaşımdaki kortizol düzeyi normaldir. Bunun ndeni kortizol klerensinin  (atılımının) artmasıdır.
2) Obezlerde büyüme hormonu üretiminde azalma olur.
3) Erkeklerde testosteron düzeyleri azalırken kadınlarda testosteron ve androstenedion artar, progesteron ise azalır.
4) Kadınlarda seks hormon bağlayan globulin (SHBG) azalır ve serbest testosteron yükselir. Söz konusu bu hormonal değişikliğe bağlı olarak adet düzensizliği,  tüylenmede artış, overlerde kist görülebilir
5) İnsulin düzeyleri artar ve insülin direnci gelişir ,                                                                                                                                 
6) insülin rezistansında  testosteron yüksekliği riski artmaktadır.

Şişmanlık Neden Önemsenmeli?
1.  Tansiyon yüksekliği (Hipertansiyon)
2.  Şeker hastalığı  (tip 2 diyabet) (tip 2 Diabetes Mellitus)
3.  Kalp ve koroner arter hastalıkları, miyokard infarktüsü
5. Felç (inme)
6. Safra kesesi taşı
7. Karaciğerde yağlanma (non alkolik hepatosteatoz)
8. Kanser görülme sıklığında artış 
a. Kadınlarda meme, rahim ve safra kesesi kanseri,
b. Erkeklerde kolon-kalın barsak ve prostat kanseri artar)
9. Eklemlerde kireçlenme (Artroz)
10. Kanda ürik asid düzeyinin artması (Gut hastalığı)
11. Kadınlarda tüylenme, adet düzeninde bozukluk (polikistik over sendromu)
12. Psikolojik bozukluklar – Aşağılık duygusu, kendine güven azalması, sosyal yaşamdan uzaklaşma
13. Felç – İnme sıklığı artar
14. Uykuda horlama ve uyku apnesi sıktır.

  İlaçlar Kilo Artışı Yapar mı?
  Evet, bazı ilaçlar kilo artırışına neden olur.

 

 

Hangi İlaçlar Kilo Artışı Yapar?

1) Psikiyatrik hastalıkların tedavisinde kullanılan antipsikotikler (fenotiazin ve butirofenonlar),  antidepresanlar,
2) Sara (epilepsi hastalığın tedavisinde kullanılan  anti-epileptikler (valproate, karbamazepin),
3) Kortiko-steroidler ( kortison ilaçları =glukokortikoid)
4) Doğum kontrol hapları (östrojen, megestrol asetat),
5) Şeker hastalığının tedavisinde kullanılan antidiabetik  (insülin, sülfonilüreler) ilaçların kilo arttırıcı etkileri vardır.

Çocukluk ve Erişkin Çağı Şişmanlıkları Farklımıdır?

Evet farklıdır. 
a) Çocukluk çağındaki şişmanlıkta yağ hücresinin (adiposit) adedi artmıştır bu duruma tıp dilinde hipersellüler obezite olarak tanımlanır. Bu nedenle çocukluk çağındaki şişman çocukların erişkin yaşlarda zayıflaması oldukça zordur, tedaviye dirençlidirler. 

b) Buna karşın erişkin yaşlardaki şişmanlıkta ise yağ hücresinin (Adiposit) hacminin artmış buna karşın hücre sayısı artmamıştır.

İdeal Kilo Nedir?
İdeal kilo sağlıklı bir yaşam sürdürebilmeniz için boyunuz ile orantılı olan kilo değeridir.

Şişmanlık Nasıl Anlaşılır?
Vücut Kitle İndeksi (VKI) diye adlandırılan ağırlığınız ve boyunuzla hesaplanan bir ölçüdür. VKI, yetişkin bir insanın kütlesinin boyuna göre sağlıklı aralıkta olup olmadığını belirlemeye yarayan bir parametredir.

Vücut Kitle İndeksi Nasıl Hesaplanır?
Vücut Kitle İndeksi vücut ağırlığının (Kg) boyun karesine bölünmesi ile bulunur (m2). Sonuç Kg/m2 olarak ifade edilir.  VKI ile vücut yağ miktarı ile çok iyi korelasyon gösterir.

Örneğin boyunuz 170 cm kilonuz 70 Kg ise;
Vücut Kitle İndeksiniz = 70 /   2.89 = 24.22 kg/m2 ‘ dir. Yani boyunuza göre kilonuz normaldir.

Vücut Kitle Endeksi Nasıl Yorumlanır ?



VKI Değerleri

 

Yorum

 

18.5 kg/m2’ nin altında

 

ZAYIF

 

18.5 – 24.9 kg/m2’ arasında

 

NORMAL

 

25.0 – 29.9 kg/m2’ arasında

HAFİF ŞİŞMAN

(TOPLU)

 

30.0 – 34.9 kg/m2’ arasında

ORTA DERECEDE ŞİŞMAN          (1. Derece şişman)

 

35.0 – 39.9 kg/m2’ arasında

AĞIR DERECEDE ŞİŞMAN 

(2. Derece şişman)

 

40 kg/m2 nin üzerinde

ÇOK AĞIR DERECEDE ŞİŞMAN (3. Derece)

(ÖLÜMCÜL = MORBİDOBEZİTE)

 

 


Şişmanlık yağ dağılımına göre de sınıflandırılır.  Yağ karın çevresinde toplanırsa abdominal obezite olarak tanımlanır. Ayrıca santral, android veya erkek tipi obezite de denir. 
Abdominal obezite; kalb hastalıkları, diabetes, bazı kanser tipleri, hipertansiyon, inme (felç) ve kalp krizi risklerini birlikte taşıdığı için önemsenmeli ve tedavi edilemlidir.
Vücut kitle indeksi değeri 25-34.9 Kg/ m2 arasında olan hastalardan erkeklerde bel çevresinin 94 cm’den ve kadınlarda 80 cm’den küçük olmalıdır.
Bel çevresi erkekte 102 cm’den ve kadında 88 cm’den fazla ise yüksek kalp ve damar hastalıkları, diyabet ve hipertansiyon için risk oluşturur.

Bel Çevresi Nasıl Ölçülmeli?  

Sağ ya da sol leğen kemiğiniziz en üst noktasına mezuranın başlangıç ucunu koyun mezurayı bu noktaya yerleştirin. Yere paralel (yani düz) bir şekilde tutarak mezurayı göbek deliğinden biraz aşağıda olacak şekilde başlangıç noktasına kadar getirildikten sonra mezura üzerinde yazan ölçü sizin göbek çevrenizin kaç santim olduğunu gösterecektir. İpucu olarak göbek deliğinin yaklaşık olarak kalça kemiği ile aynı hizada olduğunu düşünebilirsiniz. Bel çevreniz erkeklerde 100 cm bayanlarda ise 85 cm den fazla ise sağlık açısından risk altındasınız demektir.

Bel çevresi ölçerken dikkat edilmesi gereken husus:   

Bel deyince, giysilerde en dar olan kısım anlaşılır. Ama bel çevresi ölçümü için en dar olan kısmı ölçmüyoruz. Bizim ihtiyacımız olan en dar kısım değil, bel çevresidir. Ölçüm esnasında karnınızı içe çekmeyiniz.
Ayrıca bel / kalça oranı da visceral obesitenin belirlenmesi için önemlidir. Bel / kalça oranı erkekte 0.9-1.0 ve kadında 0.75-0.85 arasında ise orta derecede risk vardır.
Ancak vücut kitle indeksi 35 Kg/ m2 den fazla olan hastalarda bel çevresini ölçmenin risk değerlendirmesi yönünden bir önemi yoktur. Bu hastalar zaten yüksek risk grubundadır.
Bel / kalça oranı erkeklerde 1. 0 ve kadınlarda 0.85 den fazlaysa kardiyovasküler hastalıklar için risk fazladır.

Şişmanlıkta Tedavi Hedefleri Nelerdir?
Şişmanlık gelir gider dengesine benzer. Bir kişinin yedikleri günlük harcamasından fazlaysa o kişinin şişmanlaması kaçınılmazdır.  Kilo almak kolay, kilo vermek zor verilen kiloların korunması ise en zor olanıdır. Bir yerde yaşam tarz değişikliğinin yapılması gerekir. Bunun için de kilo verme programının yapılması ve eğitim, diyet, düzenli egzersiz veya fiziki aktivitenin yapılması, davranış tedavisinin uygulanması gerekir. Bazı şişmanlarda ilaç tedavisi ve son aşamada ise cerrahi tedavi gerekebilmektedir.

  

 

 

Tedavide 3 Hedef Vardır:
1-Kilo kaybı sağlamak
2-Kilo kaybı sonrası bu kiloyu devam ettirmek
3-Kilo almayı önlemek

Kilo Verme Programının Yapılması Ve Eğitim
Şişman bir hastada kilo verme programının oluşturulması tedavinin en önemli noktasıdır. Çünkü bu aşamada hastanın kilo vermeye istekli olup olmadığı anlaşılmalı ve kilo vermenin faydaları hastaya anlatılmalıdır. Fizik aktiviteyi artırmaya istekli olup olmadığı veya buna engel durumunun olup olmadığı araştırılmalıdır.

 Kilo Verme Programına Kimler Alınmalı?
Kilo verme programına vücut kitle indeksi 25-29.9 kg/m2 arasında bulunanlar ve 30 kg/m2’ nin üzerinde olan hastalar ile, bel çevresi 88 cm üzerindeki kadınlar ve 102 cm. üzerindeki erkeklerde yani yüksek risk grubunda olup birlikte 2 veya daha fazla risk faktörü olan hastalar dahil olmalıdır.

Kilo Verirken İlk Hedef Ne Olmalı?
Başlangıçta kilo verme ile ilgili hedef ağırlığın 6-12 aylık bir zaman içinde %10-15 ‘ni (yaklaşık 5-10 Kg) vermektir. Vücut ağırlığında %10 kadar bir azalma bile şişmanlık ile ilişkili risk faktörlerinde çok önemli oranda azalma sağlamaktadır. Bu nedenle güncel tedavi önerileri hastada %10’luk kilo kaybına odaklanmış olup, aynı zamanda amaç kilo kaybının uzun süre sürdürülmesinin sağlanmasıdır. Şişmanlık tedavisine başlayan hastalar genellikle kısa sürede gerçekçi olmayan kilolara ulaşmaya çalışırlar.

Uygun diyet sayesinde haftada 0.5–1.0 kg verdirir.  Daha sonra hedef ise verilmiş olan bu kiloyu korumak yani tekrar kilo almamaktır.
O nedenle egzersiz, diyet ve davranış tedavisi yaşam boyu devam etmelidir. Şişmanlık tedavisi yaşam boyu devam eden bir tedavidir ve bu durum hastalara anlatılmalıdır.  Bazı hastalar kilo verdikten kısa bir süre sonra verdikleri kiloları süratle geri alırlar.

Yo-Yo Sendromu Nedir?
Aralıklarla kilo alma ve verme durumudur. Zamanla diyet veya egzersizle kilo verme sonra daha fazla kilo alma olayları olabilir. Sadece kilo verme amaçlı uygulanan, bireye özgü olmayan, olumlu beslenme alışkanlıkları kazandırmayan ve hızlı kilo verdiren tüm uygulamaları söylemek mümkündür.

Yo-Yo Sendromu Nasıl Gelişir?
Genellikle kişiye özgü olmayan hazır diyetlerin yapılması, kendi sosyal yaşamına uymayan diyetleri kilo verme pahasına sürdürülmesi, düşük kalorili diyet sonrasında oluşan yeme atakları, bilinçsiz zayıflama ilaçları kullanılması ve bireyin psikolojik durum değişiklikleri ve hekime danışmadan diüretik (idrar söktürücü) grubu ilaçların kullanılmasına bağlı olarak gelişir.

 Şişmanlıkta Diyet Tedavisi Nasıl Olmalı?
Başarılı kilo kontrol verme tekniğinde hedefler bireyselleştirilmiş tedavi, multidisipliner yaklaşım, gerçekçi amaçlar ve yaşam tarzı değişikliğine odaklanmalıdır. Obezite gelişiminde altta yatan faktörler gözden geçirilmelidir. Çünkü yaşam sitili, cevre, sosyal statü kişiden kişiye değişir.
Her kişiye uygun tek bir diyet programı yoktur. Beslenme tercihi, öğün sıklığı gibi kişiye özgü farklılıkların dikkate alınması başarıyı artıracaktır. Hastalara doğru beslenme konusunda eğitim verilmesi gerekir.
Günlük alınan kalorinin 1000 kkal azaltılması haftada yaklaşık 7000 kkal kaybına yani yaklaşık 1 kg yağ dokusu kaybına yol açmaktadır. Bu ölçüdeki bir kayıp ayda yaklaşık 4 kilogramlık sağlıklı kilo kaybını yansıtır. Altı ayda %10 kilo kaybı günlük kalorinin 500–1000 kilokalori azaltılması ile başarılabilir. Fiziksel aktivitenin artırılması ile birlikte kadınlar için 1000–1200 kalori, erkekler için 1200–1600 kalori kilo kontrolünü sağlayabilir.

Sadece Diyet Tedavisi Kimlere Uygulanmalı?
Sadece diyet tedavisi ile zayıflama vücut kitle indeksi 25–30 kg/m2 arasında olup beraberinde şeker hastalığı, tansiyon yüksekliği veya koroner arter hastalığı bulunan kişiler ile vücut kitle indeksi 30 kg/m2 üzerinde olan kişileri kapsar.

İdeal Diyet Tedavisi İçin,
Uzun dönemde kabul edilebilir bir diyet programında:
a) Enerji alımı enerji harcanmasından az olmalı,
b) Diyet içeriğinde proteinler, vitamin ve mineraller, esansiyel yağ asitlerinden yeterince bulunmalı,
c) Diyet doyma etkisi sağlamalı,
d) Diyet günlük kullanıma uygun olmalı ve önemli büyük bir komplikasyon yaratmadan uzun süre uygulanabilmeli, OBEZİTE, DİSLİPİDEMİ, HİPERTANSİYON ÇALIŞMA GRUBU
e) Diyet kişilerin damak tadı ve alışkanlıklarına uygun olmalı,
f) Yeterli lif ve protein içermelidir.

İlaç Tedavisi Kimlere Uygulanmalı?
Beraberinde şeker hastalığı, tansiyon yüksekliği veya koroner arter hastalığı bulunan ve vücut kitle indeksi 30 kg/m2 üzerinde olan tek başına diyetle kilo kontrolü sağlanamayan kişiler için düşünülmelidir.

 

Egzersiz ve Fiziki Aktivite Nasıl Düzenlenmeli?
Çoğu kişi günümüzde yetersiz fiziksel aktivite gösterdiğinden fiziksel aktivitenin artırılması ve yaşam tarzının değiştirilmesi zordur. Bu yüzden birçok kişi için fiziksel aktivitenin denetlenmesi gerekir. Fiziksel egzersiz hem kilo kaybının sağlanması hem de verilen kilonun sürdürülebilmesi için önemlidir.                                                                               .
Başlangıçta haftada 3–5 gün günde 30–45 dakika süren orta derecede fiziksel aktivite önerilmelidir. Devamlı fiziksel aktivite yeniden kilo almayı önlemektedir. Ayrıca fiziksel aktivite kalp ve damar sistemi hastalıkları ile tip 2 diyabet riskinde de azalma sağlar.

Egzeriz Yaparken Nelere Dikkat Edilmeli?
Fiziksel aktivite sırasında travmadan kaçınmak da tedavide dikkat edilmesi gereken önemli noktalardandır. Aşırı şişman bir kişinin basit egzersizlerle fizik aktiviteye başlaması ve kademeli olarak artırılması önerilir. Yeni bir fiziksel aktivite rejimine başlamadan öncede mutlaka kalp ve damar hastalıklarına ait kontrollerin yapılması gerekir. Hastanın yaşı, eşlik eden kronik hastalıklar, semptomlar değerlendirilmelidir.

Egzersiz Olarak Yürüyüş:
Kişiler yaşam tarzları ve zevklerine göre farklı fiziksel aktiviteleri seçebilirler. Şişmanların çoğu egzersize emniyetli olduğu için yürüme ile başlar. Haftada 3 gün 10 dakika yürüyüş ile başlanır. Haftada en az 5 gün 30–45 dakikaya çıkılır. Böylece günde 100-200 kilokalori harcanması beklenilir. Kalori harcanması kişinin vücut ağırlığına ve aktivitenin yoğunluğuna göre değişir.
Ayrıca günlük faaliyetler sırasında da bazı önlemleri almak mümkündür. Örneğin yürüme mesafesindeki yerler için taşıtların kullanılmaması, otobüsten bir durak önce inilmesi ve bir durak sonra binilmesi, asansör yerine merdiven kullanılması, arabaların uzak yerlere park edilmesi yararlı olabilir. Yapılan bu orta dereceli fiziki aktiviteler sayesinde günde 150 kilokalori, haftada 1000 kilo kalorilik azalma sağlanabilinir.

Egzersizin Getirdiği Yararlar:
Fiziksel aktivitenin azalmış olması bilindiği gibi kalp ve damar sistemi hastalıklarını arttırmaktadır. Düzenli egzersiz şişmanlık dışında kalp ve damar hastalıkları ile birlikte şeker hastalığı, hipertansiyon, kemik ve eklem hastalıkları (osteoartirit ve osteoporoz), kanser (kolon ve meme) ve depresyon için de olumlu etkileri vardır. Hem erkek hem de kadınlarda fiziksel aktivitenin artırılması ile ölüm riskinde %20-35 azalma sağlanır.

ANASAYFA
PROF. DR. BİLGİN ÖZMEN
BİLİMSEL ETKİNLİKLER
HASTALARA YÖNELİK BİLGİLENDİRME
KLİNİĞİMİZ
ONLINE RANDEVU
İLETİŞİM
Muayene Adresi: Şair Eşref Blv. 1402 Sk. No:2 D:1 Özbaş Apt. Alsancak - İZMİR | 0 (232) 422 08 20