Hastalara Yönelik Bilgilendirme / METABOLİK SENDROM (İNSÜLİN DİRENCİ)

Metabolik Sendrom Nedir?                                                                          

 
Kalp ve damar hastalıklarına neden olan tansiyon yüksekliği (hipertansiyon), şişmanlık (obezite), şeker hastalığı ( tip 2 diyabet) ve kan yağlarında yükseklik gibi hastalıkların aynı kişide bir arada bulunmasına “metabolik sendromu” denir.
Metabolik sendromun oluşmasında insülin rezistansı önemli bir yer tutmaktadır. Bu nedenle ‘”insülin rezistans sendromu’ olarak da adlandırılmaktadır.

İnsülin Rezistansı (Direnci) Nedir?                                                                                                                                                             Metabolik sendromda özellikle karın çevresi yağ miktarı artmıştır.  Yağ miktarı artınca kanda insülin düzeyi artmakta, kan şekeri azalmakta, sonuçta kişi çabuk acıkmakta, yemek yeme arzusu artmakta ve sonuçta daha fazla kilo artışı olmaktadır.  Kişide kan şekerinin normal sınırlarda kalabilmesi için pankreas aşırı miktarda insülin üretmektedir. Uzun süreli insülin yüksekliğine bağlı olarak pankreasın yorulması sonucunda yeterli insülin salgılanamayınca ve kan şekeri yükselerek şeker hastalığı (diyabet) ortaya çıkacaktır.
                                                                                              

İnsülin Direnci Neden Önemsenmeli?
Çünkü gizli şekerli hastaların (bozulmuş glukoz toleransında) % 60 ve tip 2 diyabet hastalarının %60-75’inde insülin direnci vardır.
 İnsülin direnci çoğu kez aşırı insülin salınımı ile birliktedir. Kan şekeri yükselmesi insülin direncinin ileri evresini oluşturur..

İnsülin Direncim Var mı Nasıl Öğrenebilirim?
Yaklaşık 8 saatlik açlık sonrası sabah alınan kan örneğinden kan şekeri ve insülin düzeylerinize bakılması yeterlidir. İnsülin direncini klinik pratikte en sık kullanılan yöntem HOMA formülüdür. 


HOMA formülü:                                                                                                                                                                                                   Plazma insülin düzeyi ile plazma glukoz düzeyinin (mg/dl) çarpımının 405’e bölünmesi ile elde edilen değerdir.
Normal bir kişide bu oranın 1.4 - 2.7 arasında olması gerekir
 İnsülin direnci var denilebilmesi için oranın 2.7’ nin üzerinde bulunması gerekir.

İdeal Bel Çevresi Ne Olmalı?                                                                                                                                                                           Karın bölgesindeki yağlanma “abdominal obezite” olarak adlandırılır. Abdominal obezite  bel çevresi ölçümüyle değerlendirilir. Avrupalılarda sınır değerler kadınlar için: 80 cm, erkeklerde ise 94 cm’in altında olması gerekir.
Ayrıca abdominal obezite, bel çevresinin kalça çevresine oranı kadınlarda 0.85 erkelerde 0,9’un üzerinde olması olarak da tanımlanmaktadır.


Metabolik Sendrom ile İlişkili Durum ve Hastalıklar Nelerdir?
Metabolik sendromunda şeker hastalığı dışında,  kan yağlarında yükselme, kalp hastalığı tansiyon yüksekliği, karaciğer yağlanması, kanda ürik asit yüksekliğine bağlı olarak gut hastalığı, kadınlarda polikistik over sendromu, adet düzensizlikleri, tüylenmede artma ve erkeklerde prostat büyümesi görülebilmektedir.

Metabolik Sendrom veya İnsülin Direnci Kanser Riskini Arttırıyor mu?
Son yıllarda insülin direncine bağlı olarak şişmanlarda pankreas, karaciğer, meme, kalın barsak ve kadın üreme sistemi kanserlerinde artış olduğu bildirilmektedir.

Metabolik Sendrom ile İlişkili Hastalık veya Durumlar Nelerdir?
a. Şişmanlık (Obezite)
b. İnsülin Direnci
c. Bozulmuş Şeker (glukoz)  Toleransı
d. Tip 2 Diyabet
e. Trigliserit Yüksekliği
f. Kötü Kolesterol (LDL- kolesterol) Yüksekliği
g. İyi Kolesterol (HDL- kolesterol) Düşüklüğü
h. Tansiyon yüksekliği (Hipertansiyon)
i. Kalp Damarlarında Tıkanıklık ve Kalp Krizi (miyokard infarktüsü)
j. Beyin damarlarında tıkanıklık veya kanama ve Felç (inme)
k. Böbrek Yetersizliği başlangıcı (İdrarda albumin kaçağı olması)
l. Karaciğer de aşırı yağlanma ve yağlanmaya bağlı siroz gelişimi (Alkole Bağlı Olmayan Karaciğer yağlanması karaciğer sirozuna varan karaciğer hasarına neden oluabilir)
m. Damar duvarında hücre bozukluğu ve Pıhtılaşma Eğilimi
n. Uyku-Apne Sendromu (uykuda nefesinizin uzun süre durması veya uykuda horlama)
o. Polikistik over sendromu (kadın yumurtalığında çok sayıda kiste bağlı şişmanlık ve aşırı tüylenme, adet düzensizliği ile seyreden bir hastalık) . Polikistik over sendromu olan kadınlarda şeker hastalığı 3–7 kat daha fazla görülür ve kalp ve damar hastalığı riski de aynı şekilde yüksektir.
p. İleri yaştabunama                                                                                                                                                                                                            
Metabolik Sendromun Dünyada ve Ülkemizde ki Görülme Sıklığı    Son zamanlarda metabolik sendromlu hasta sayısında giderek büyük bir artış vardır.Dünya nüfusunun dörtte birinde metabolik sendrom bulunmaktadır.

ABD’de metabolik sendromlu hasta sayısı, orta yaşlardaki kişilerde %20-30’u hatta son zamanlarda %40’ı bulmuştur.

Ülkemizde metabolik sendrom sıklığını belirlemek için Türkiye metabolik sendrom araştırma (METSAR) grubunun yaptığı çalışmaya göre ülkemizde kentsel yerleşimlerde metabolik sendrom sıklığı ortalama % 33,82 dir.

METSAR’ın verilerine göre Türkiye’de 20 yaş üstü nüfusun %33’e yakını  metabolik sendromludur. Bu durum Avrupa ve ABD verileriyle paralel bir sonuç göstermektedir.

Araştırmadaki diğer önemli bir sonuç ise kadın nüfusun erkek nüfusa oranla daha fazla risk altında bulunmasıydı. Türkiye geneli ortalaması metabolik sendroma yakalanma sıklığı kadınlarda daha fazladır. Metabolik sendrom oranı erkeklerde % 28,8 iken, kadınlarda % 41,1 olduğu saptanmıştır.

2000 yılı verilerine göre Türkiye genelinde 30 yaş ve üzerindeki 9.2 milyon kişide metabolik sendrom mevcuttur ve koroner kalp hastalığı geliştiren bireylerin % 53'u aynı zamanda metabolik sendrom hastasıdır.

Metabolik Sendromun Oluşması                                                                       Metabolik sendromun tüm bileşenlerinin nedenlerini açıklayabilecek tek bir genetik, infeksiyoz veya çevresel faktör henüz tanımlanamamıştır. Metabolik sendrom, insulin direnci zemininde gelişen çok yönlü bir hastalıktır.


Metabolik sendrom parametrelerinin ortak kökünün göbek çevresindeki (visseral) yağlanma ve insülin direnci olduğu kabul edilir. Ancak, aslında insülin direnci başladığında yolun yarısı çoktan geçilmiş durumdadır.

Beslenmedeki hatalar, kasların hareketsizliği ve sonuçta oluşan hücre içi enerji fazlalığına karşı organizma kendisini korumak için bir seri olağanüstü uyum mekanizmalarını harekete geçirir.

Genetik yatkınlık söz konusu olsa da, modern kent hayatının getirdiği sedanter yaşam ve yüksek kalorili fast-food tarzında hatalı beslenme sendromun seyrini alevlendirir.

Metabolik Sendrom Kimlerde Daha Fazla Görülür?     

Kahvaltı yapmadan güne başlayan, kısa mesafelere yürüyüş yerine araca binmeyi tercih eden, günün büyük bir kısmını masasının başında, televizyon veya bilgisayar karşısında hareketsizce geçiren, öğle yemeğini hızlı fast-food tarzı yiyeceklerle geçirip akşam eve geldiğinde ise yemeklere saldırıp televizyon karşısında uyuyakalan, egzersiz yapmaktan uzak kalan insanların hastalığıdır.

 

 

Metabolik Sendromun Tanı Kriterleri Nelerdir?

Metabolik sendrom ile ilgilenen çok farklı etkin ve yetkin kuruluşlar metabolik sendromun tanı kriterlerini kendilerine göre belirlemiştir. Ancak bugün için National Cholesterol Education Program (NCEP) Adult Treatment Panel III kısaltılmış adı ile (ATP III)-2001, Metabolik Sendrom Tanı Kriterleri dünyada olduğu gibi ülkemizde de en sık kullanılan tanı kriteridir.

ATP III’e göre Metabolik Sendromun Tanı Kriterleri:

Aşağıdaki 5 kriterden en az üçünün bulunması


1. Erkek tipi şişmanlık ( yağların karında birikmesi): Erkeklerde bel çevresinin 102 cm’den fazla, kadınlarda 88 cm’den fazla olması
2. Kanda trigliserit denen yağın 150 mg/dl den yüksek olması
3. Buna karşın HDL kolesterol denen iyi kolesterolün erkeklerde kanda 40 mg/dl, kadınlarda ise 50 mg/dl’den düşük olması veya kişinin yağlarındaki bozukluğu düzeltmesi için ilaç kullanıyor olması
4. Tansiyon yüksekliği (hipertansiyon)  Büyük tansiyonun 13, küçük tansiyonun 8.5’ dan fazla olması  veya kişinin tansiyon ilacı kullanıyor olması,
5. Açlık kan şekerinin 110 mg/dl’nin üzerinde bulunması
 Tanı kriterlerinde cinsiyete göre değişkenlik vardır.

 

 

Kadın

Erkek

Göbek çevresi

88 cm üzeri

102 cm üzeri

Bel çevresi / kalça çevresi

0.85 üzeri

0.90 üzeri

HDL-K

50 mg/dL düşük

40 mg/dL düşük

 

Metabolik Sendrom Neden Önemsenmeli?

Metabolik sendromu olan kişilerin kalp krizi veya inme  (felç) geçirme riski, olmayanlara kıyasla üç kat daha fazladır. Bu hastalıklar nedeniyle ölme riski ise metabolik sendromu olan kişilerde iki kat yüksektir.
Metabolik sendromu olan kişilerde tip 2 diyabet gelişme riski beş kat, koroner kalp hastalık gelişme riski 3 kat artmıştır.
Dünya genelindeki 200 milyon diyabet hastasının %80’inin, kalp ve damar sistemi hastalıkları nedeniyle yaşamını kaybedeceği tahmin edilmektedir. Metabolik sendromlu hastalarda kalp ve damar hasatlıklarına bağlı ölüm oranı %12  buna karşın metabolik sendromu bulunmayanlarda ise bu oran %2.2’dir.
Bu veriler, metabolik sendromun sekel bırakması ve ölümcül olması açısından başta gelen hastalıklar arasında yer aldığını ortaya koymaktadır.Yağlı Karaciğer Hastalığı  (Non-alkolik hepatosteatoz)
Hastalık karaciğer yağlanması olarak da adlandırılır. Çoğu kez hastalık karaciğer enzimlerinde yükseklik ve yapılan karaciğer ultrasonunda basit yağ birikimine bağlı olarak “karaciğerde yağlanmanın” görülmesi ile teşhis edilir.
Siroz ve karaciğer kanserine neden olabilmektedir. Şişmanların  (obez) yaklaşık %75’in de yağlı karaciğer görülürken siroz gelişme oranı ise %2–3 arasındadır.

Metabolik Sendrom Tedavi Edilmezse Ne Olur?

Kalp ve damar hastalıkları, , tansiyon yüksekliği, kalp krizi ve felç geçirme,  tip 2 diyabete yakalanma olasılığı giderek artar ve ani ölümler görülebilir. Önlem alınmadığında tüm olumsuz sonuçlar, en geç 7 yıl içinde ortaya çıkar.

Metabolik Sendrom ile Nasıl Mücadele Edelim?                                                                                                                                     Metabolik sendrom mutlaka tedavi edilmelidir. Yapılacak olan tedavi çok yönlü olmalıdır. Şişmanlık varsa hedef yılda %5–10 kilo vermeyi sağlamak olmalıdır. Kiloda %10’luk azalmanın sağlanması kişide mevcut olan şikâyetlerin de azalmasını sağlayacaktır.

Hedefler Ne Olmalı?                  

a) Kilo verme 
- %5-10’luk kilo kaybı bile metabolik sendromun tüm bileşenlerini kontrol altına alabilir.
- %7’lik kilo kaybı ile birlikte duzenli fizik aktivite 4 yıl içinde tip 2 diyabet  gelişme riskini %50 oranında  azaltmaktadır.
b) Fiziki aktivite                                                    
c) Şişmanlığın azaltılması
d) İnsülin direncinin düzeltilmesidir. 

Metabolik sendromun tedavisi için yaşam tarzı değişikliğinin öncelikli olarak yapılması gerekir.  Yaşam tarzı değişikliği, sağlıklı beslenme ve spor yapmayı kapsar. Yapılan yaşam tarzı değişikliği sayesinde şeker hastalığı gelişme riskini %50 oranında azaltmak mümkündür.Bu sırada tansiyon ölçümlerinin yanı sıra kan yağlarının ve kan şekeri değerlerinin ölçülmesi gerekir. Sigara kullanılıyorsa sigaranın kesilmeli ve alkol kullanımı sınırlandırılmalıdır. 

Beslenme:
Beslenmenin düzenlenmesi yalnızca şişmanlığın tedavisinde değil, kan basıncı, kan şekeri ve kan yağlarının iyileştirilmesi için önemlidir. Bu sayede hem şeker hastalığı hem de kalp ve damar sistemi hasatlıklarına ait komplikasyonlar önlenmiş olur. Diyette az az ve sık sık beslenilmelidir.

Son zamanlarda Akdeniz diyeti gibi dengeli diyet modellerinin koroner kalp hastalığı ve farklı kanser türlerinin yanı sıra şişmanlık, hipertansiyon gibi hastalıkların sıklığında azalma sağladıkları bildirilmektedir.

Akdeniz diyeti sebze, meyve, baklagiller, zeytinyağı, ceviz, fındık, üzüm gibi liften, kompleks karbonhidratlardan ve zeytin yağından zengin, margarin türü yağlardan fakir bir diyettir. Ayrıca Akdeniz diyetinin yaş, cinsiyet, fizik aktivite, lipid ve kan basıncı düzeylerinden bağımsız olarak metabolik sendrom gelişime riskini  %20 oranında azalttığı bildirilmiştir.  

 

 

Egzersiz:
Düzenli egzersiz vücut ağırlığını ve vücuttaki yağ oranını azaltır ve insülin direncini düzeltir.  Egzersiz ile kas dokusu fazla glukoz kullanarak kan şekerini düşürür. Ayrıca başta olmak üzere iyi kolesterolü (HDL kolesterol) yükseltip kötü kolesterolü (LDL kolesterolü) azaltır. 

Egzersizi Hangi Sıklıkla Yapalım?

Her gün veya haftada en az beş gün, en az günde 30 -40 dakikadan az olmamak  üzere tempolu yürüyüş yapılmalıdır. Kalp ve damar sistemi hastalıklarına ilişkin  risk  azaltılması için ise günde 10000 adım atılması önerilmektedir.
Egzersiz yapmaya yeni başlanılacaksa kişinin yaşı, efor kapasitesi ve eşlik eden diğer  hastalıklar da göz önünde bulundurularak egzersize 10–15 dakika ile başlanmalı daha  sonra süre yavaş yavaş arttırılmalıdır. Diyet ve orta-yoğunlukta bir fizik aktivite ile  sağlanan %7’lik bir kilo kaybının metabolik sendrom gelişime riskini %41 azalttığı  gösterilmiştir.

 

 

Hangi Egzersizleri Yapalım?
Önerilen egzersizler arasında yüzme, bisiklet kullanma, tempolu yürüyüş ve koşu yer almaktadır.

 

 

ANASAYFA
PROF. DR. BİLGİN ÖZMEN
BİLİMSEL ETKİNLİKLER
HASTALARA YÖNELİK BİLGİLENDİRME
KLİNİĞİMİZ
ONLINE RANDEVU
İLETİŞİM
Muayene Adresi: Şair Eşref Blv. 1402 Sk. No:2 D:1 Özbaş Apt. Alsancak - İZMİR | 0 (232) 422 08 20